Yolu ve Elektriği Olmayan Okyanus Köyü: Cabo Polonio

Uruguay‘ın Atlantik Okyanusu kıyısında, Rocha kasabası sınırları içerisindeki Cabo Polonio‘da elektrik, su, kanalizasyon sistemi yok. Kışın nüfusu 70 kişi. Yazın Uruguaylı, biraz da Arjantin ve Brezilyalı, çoğu hippi tarzı gencin dinlenme ve eğlenme yeri. Yoğun sezonda nüfusu bine yaklaşıyor.
Ucuz Bilet Bulunuyor...

Brezilya’dan uzun bir otobüs yolculuğla geldiğim Uruguay’ın sınır kasabası Chuy‘dan başka bir otobüse binip sabaha karşı beşte Castillos‘a vardım. Cabo Polonio‘ya yol olan en yakın yere giden otobüsün kalkmasına saatler varmış. Biraz sonra herkes otobüs yazıhanesini kapatıp gitti, ben karanlıkta küçücük kasabada tek başıma kaldım, etrafta kimseler yok. Mecburen biraz dolaştım ısınabilmek için bir sokakta içinde sürücüsü uyumakta olan bir taksi görünce sevindim. 30 km yolun ücretinin karşılığı yaklaşık 15 Dolar olduğunda anlaştık ve yola çıktık. Karanlıkta dar bir asfaltta yol aldık. Camlar sürekli buğulanıyordu, sürücü ve ben sürekli ön camı sildik. Kibar bir adamdı. Beni ıssız bir yerde, bir çitin kenarında bıraktı ve uzaktaki tek katlı binayı göstererek Cabo Polonio‘ya oradan gidebileceğimi tarif etti.

Cabo Polonio'dan 7 kilometre uzaktaki bu noktaya kadar yol var. Burada dondurucu temmuz soğuğunda 4.5 saat tek başıma bekledim.

Saatler sonra gördüğüm ilk insan bu atlı adam oldu.

Milli Park sınırındaki noktadan Cabo Polonio’ya gidilebilen bu modifiye arazi araçlarının çift yön bileti 150 Uruguay Pesosu, yani aklaşık 14 TL. Saatlerce bekledikten sonra geldi, birkaç saat daha bekledik ama kış günü Cabo Polonio’ya benden başka yolcu çıkmadı.

Yolu olmayan Cabo Polonio‘ya modifiye arazi aracı ile tek yolcu olarak geldikten sonra kışın açık olan 2 pansiyondan birine gittim. Buradaki tüm evler gibi son derece basit ve küçük, tek katlı bir yapı. Bazıları tek yataklı, bazıları 3 ranzalı küçük odalarda 15 kişinin kalabileceği pansiyonda benden başka kimse olmadığı için istediğim odayı seçtim; çift cepheden okyanusa bakan, kumsalın dibinde, diğerleri gibi sade, büyük yataklı ama yürümeye yer olmayan bir oda.

Basit kahvaltı dahil gecelik 15 Dolar. Sormadım ama fiyatların yazın (bizim kışımız) biraz daha yüksek olduğunu duymuştum. Ben en ölü sezonda geldim.

Uruguay‘ın Atlantik Okyanusu kıyısında, Rocha kasabası sınırları içerisindeki Cabo Polonio‘da elektrik, su, kanalizasyon sistemi yok. Kışın nüfusu 70 kişi. Yazın Uruguaylı, biraz da Arjantin ve Brezilyalı, çoğu hippi tarzlı gencin dinlenme ve eğlenme yeri olan kasabanın nüfusu yoğun sezonda bine yaklaşıyor. Güçlü Atlantik rüzgarlarıyla buz gibi olan mayıs ayından eylül ayına kadarki ölü kış sezonunda yerli balıkçı halk dışında bazen balina ve fokları araştıran bilim insanları, dış dünyadan kaçan birkaç şair dışında geleni olmuyor. Ta ki buz gibi bir temmuz sabahı çılgın gezgin Çelebi Alper gelinceye dek.

Buz gibi havada ve ıssızlıkta 4.5 saat yapayalnız bekleyip sallanarak geldiğim Cabo Polonio‘daki pansiyonumda kış güneşinin tadını Atlantik kıyısındaki hamakta çıkarmayı hak ettim. Bir yanımda okyanus, diğer yanımda teras ve odam.

Cabo Polonio‘da kışın La Golosa adlı tek lokanta açık, o da yarım gün. Uruguay, Brezilya ve biraz da Akdeniz yemekleri satan lokanta La Golosa’nın sahibi ile sohbet ettim. Son derece renkli bir kişilik olan bu avukat birçok iş yapmış, Türkiye dahil dünyanın çoğu ülkesine gitmiş. Bir süre önce burada lokanta açarak inzivaya çekilmiş. Kendisinden başka bir çalışanı yok.

La Golosa‘da öğle güneşinden yararlanıp bahçede oturdum, kabanım üzerimde elbette. Yediklerim: sol üst köşede köy ekmeği, yanında zeytinyağı, yanında peynir rendesi, sağda koka (coca) çayı. Büyük tabakta köpekbalıklı ve yengeçli pilav (risotto).

Coca bitki çayı, Güney Amerika kökenli coca bitkisinin sarımsı yeşil taze yapraklarından yapılıyor. Azcık acımsı, yeşil çaya benzer ama daha tatlı bir lezzeti var. Meğer Coca bitkisinin yaprakları, kokainin hammaddesi olan alkaloid içeriyormuş. Ancak yeşil yapraklardaki alkaloid miktarı düşük. Bir fincan coca çayında yaklaşık 4 miligram alkaloid varmış, insanı etkileyen miktarda kokainde ise en az 30 miligrammış.

Lokantacının anlattığına göre coca çayının etkisi çay ve kahve gibi, aynı seviyede hafif bir uyarıcı şeklinde. Coca çayından alınan alkaloid insanı etkilemeyecek kadar az olmasına rağmen bir uyuşturucu testinin sonucunu pozitif çıkarmaya yetecek miktardaymış. Bunu öğrenince ne olur ne olmaz diye eve E-5′ten değil TEM’den döndüm.. Coca çayı bazı ülkelerde yasal, bazılarında yasak.

Yine güzel bir Cabo Polonio evi. 1.5 katlı. Daha büyüğüne izin yok. Zaten bir süre önce Cabo Polonio’da küçük veya büyük, her türlü yapı kurmak yasaklanmış. Daha fazla büyümeyecek. “Benim çok param var, villa yaptıracağım” deyince olmuyor yani.

Cabo Polonio‘nun dış dünyadan kendini korumasının önemli bir nedeni, yolu olmadığı için ulaşım zorluğu. Ulusal Park statüsü elektrik ve su tesisatını yasaklıyor. Gideceğiniz yere yürüyorsunuz, evinizi mumla aydınlatıyorsunuz, tuvalette deliğe kovayla su döküyorsunuz. Büyülü gecelerde yıldızlar inanılmaz bir parlaklıkta size göz kırpıyor.

Gece korkunç soğuktu. Fabiana basit şöminesini yaktı ama nafile, sadece kendi önünü ısıtabiliyor. Köyün tek lokantası kapalıydı, akşam yemeği yiyememiştim, yarım gün açıyormuş. Bakkaldan bira ve cips aldım. Bakkal teyze 70 kişilik köyde bütün gün bakkalı bekleyecek değil ya. Baraka tarzı küçük yapıyı ortadan ikiye bölmüş, yarısı bakkal, yarısı ev. Kapıya bir çan asmış, açılınca çalıyor, o da duyup içeriden bakkal kısmına geliyor.

Eve gidip Fabiana ile birlikte bira içip cips yedik. Lokantacı Türkiye’yi seven bir adam, o da benimle sohbet etmek için uğradı, üçümüze bakır cezvemle kahve pişirdim. Fabiana kahvemize bayıldı, arkadaşı zaten seviyormuş.

Köyde bar var mı diye sordum, bir tane varmış, adı Lo de Joselo. Hava felaketti ama yakınmış, bir bakayım dedim. Kör olan Josello‘nun barının ve aynı zamanda minik evinin içi dışı floripondios çiçekleriyle dolu ama yazın açtıkları için çiçeklerini ben göremedim. Ben gideceğim diye haber ulaşmış, el lambamla zifiri karanlıkta çiçeklerden zor girilen mekana ben girerken Josello el yordamıyla yarısı kırık bir cam şişede mum yakıyor, yani barı açıyordu. Yarı açık mekanda soğuktan durmak mümkün değildi, adamla dillerimizi de anlamadığımız için kalmayıp eve döndüm. Zamanın dışında bir yerdi; karanlıkta yemyeşil, buz gibi, kimsenin olmadığı ilkel bir bar ve yıllardır tek başına burayı işleten ve her işini gören kör bir yalnız adam.

Fabiana gece bana aşağıdaki soğanlı ve sarımsaklı midye turşusundan ikram etti. Buzdolabı olmadığına göre dayanıklı gıdalar yapmak gerek. Fabiana geceleri 4 yorganla uyuyormuş. Bana da 4 yorgan verip odasına uyumaya gitti. Ben yorganlardan birini yatağa serip üçüyle üzerimi örterek uyudum.

Fotoğrafçı Stéphane San Quirce’in Cabo Polonio adlı kitabına göre buranın adı muhtemelen 1753 yazında Cadix adlı gemisinin yönünü buradaki kayalıklara çeviren Kaptan Joseph Polloni’den geliyor. On sekizinci yüzyılda korsanlara ve kaçakçılara sığınaklık yapan Cabo Polonio, dünyada benzeri olmayan bir yer. Atlantik Okyanusu ile bir kum tepeleri denizi arasındaki gizli bir ada adeta.

Cabo Polonio‘nun önceden “doğal koruma alanı” olan statüsü 2009 yılında “ulusal park alanı” olarak değiştirildi. Uruguay Çevre Bakanlığı bu alanı coğrafi konumu ve eşsiz ekosistemi nedeniyle korumakta kararlı. Adeta dünyanın dışındaymış hissi veren bu güzel yerde oturanların ve gezmeye gelenlerin sayısı sınırlandırılmış durumda. “Param var, bu cennet mekana yerleşeyim” diyene yer yok.

Deniz aslanı (sea lion) veya kürklü fok dediğimiz bu memeli hayvanlar belli dönemlerde insansız kumsallarda ve kayalıklarda eşleşmek ve üremek için toplanıyorlar. Dişisi emzirme günlerinden sonra yavru fok sütten kesilince günlerce süren avlanma dalışlarına gidiyor. Çokeşli olan erkek kürklü fok balığı ise diğer dişilerden ve hakimiyet kurduğu alandan vazgeçmemek için üreme mevsimi boyunca aç kalıyor. Uruguay’da çok sayıda bulunan bu hayvanlar üreme dışındaki tüm yıl boyunca açık denizlerde orta boy balıklar, mürekkepbalığı ve küçük kabuklularla besleniyor, kıyıya uğramıyorlar. Düşmanları ise köpekbalığı, katil balina ve bazen de daha büyük olan deniz aslanları. Kürklerinin kalınlığı nedeniyle özellikle 19. yüzyılda kitleler halinde öldürülen Arctocephalus Australis, bugünkü avlanma yasakları ve insanın pek ulaşamadığı ortamlarda yaşaması sayesinde tehlike altında bir tür değil.

Cabo Polonio’da yaz, aralık ortasından mart ortasına kadar sürüyor, bu sezonda çoğunlukla hippi tarzı, alternatif tarzlı gençler olmak üzere gelenlerin sayısı bine yaklaşıyor.

Çelebi Alper'e ait daha fazla içerik için sizi şöyle alalım.

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!