Tarihi Osmanlı Eyaleti Başkenti: Timisoara

Romanya’nın Timisoara (Temeşvar) şehrinde yüzlerce yıl önce yok olmuş bir dünya ortaya çıkıyor.

Özgürlük Meydanı’nın altındaki alanda gün yüzüne çıkan Türk hamamı.

Timisoara (Temeşvar), temmuz 1552’de Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmişti. Arnavutluk doğumlu Kara Ahmed Paşa komutasındaki yaklaşık 16.000 kişilik bir ordu, şehri aldı ve hemen ardından onu Banat Bölgesi'nin başkenti yaptı. Şehir, Osmanlı döneminde oldukça ön plandaydı.

Günümüzdeki modern Timisoara’daki (Temeşvar) Union Square. (Fotoğraf: UroojQureshi)

Büyük Hamam kazı alanında durduğumda, yavaş yavaş restore edilmeye başlayan tarihi oda alanlarının ve hava sirkülasyonu geçitlerinin kalıntılarını görebiliyordum. Altında neyin yattığından haberdar olmadan Piata Libertati’ye (Özgürlük Meydanı) yaptığım onlarca ziyareti düşündüm.

Piata Libertati, popüler bir toplanma noktası olan Piata Unirii (Union Square) ile şehrin en önemli topluluklarından ve kültürel aktivitelerinden bazılarının yer aldığı Piata Operei (Opera Meydanı) arasında bulunuyor. Bu iki uğultulu meydandan sonra Piata Libertati, insanın kendini sakin bir vahada gibi hissetmesine neden oluyor. Piata Libertati, ağaçlar gölgesinde oturma ve gelip geçenleri izleme fırsatı sunuyor. Meydan 17.yy’da da insanları izlemek için ideal bir yer olmalıydı.

Dünyanın çeşitli yerlerindeki Türk hamamları sadece banyo yapılan ve dinlenilen yerler değildi. İnsanlar bir araya geldiği için toplum hayatında önemli bir yere sahipti ve ruhu saflaştırması nedeniyle dini bir rolü de vardı.

Piata Libertati’deki kazılar, Büyük Hamam'ın büyük bir merkez salon etrafına yerleştirilmiş 15 odası olduğunu ortaya çıkardı. Hamamın zemini, fırın odasında üretilen sıcak havanın sirkülasyonuna olanak sağlamak amacıyla tuğla pilasterler (kare sütunlar) üzerine asılmıştı. Odaların her birinde hava geçitleri ve duman bacaları vardı.

St. George Meydanı’nda Orta Çağ'dan kalan bir evin temeli. (Fotoğraf: Dr Florin Drasovean)

Daha önceki ziyaretimde, serin bir ilkbahar sabahında meydanda durduğumu hatırladım. Şehrin yüzünü değiştiren kalıntıları keşfetmek istedim. Bu nedenle, batıdaki Piata Sf Gheorghe’a (St George Meydanı) doğru gezinmeye başladım. Burası, Viyana stili binaların arasında sıkışmış küçük bir meydan...

Yakın zamanda Piata Sf Gheorghe’da (St George Meydanı) da önemli keşifler yapıldı. Romanyalı arkeolog Florin Drasovean öncülüğündeki çalışmalarda “Tanrıların dünyası, yaşayanların dünyası ve ölülerin dünyası” açığa çıktı.

1718 yılında Alman haritacı Matthias Seutter tarafından yapılmış Timisoara (Temeşvar) Haritası (Fotoğraf: UroojQureshi)

18.yy’ın ilk yarısında, Avusturya Kraliyet Ordusu'ndan Yüzbaşı François Perette, Timisoara’nın (Temeşvar) bir haritasını çizdi ve haritada Osmanlı dönemine ait çok sayıda önemli kent simgesini işaretledi. Bunların en önemlisi Timisoara (Temeşvar) Büyük Camii'siydi. Osmanlı döneminin ünlü seyahatname yazarı Evliya Çelebi (1611-1682) seyahatnamesinde camiyi “Dua etmek için harika bir ibadethane” olarak ifade etmiş. 1716 yılında Avusturya’nın fethinden sonra cami, Hıristiyan kilisesine dönüştürüldü ve daha sonra yıkıldı. Bu alana inşa edilen yeni kilise, caminin tüm işaretlerini sildi (2014 kazılarına kadar).

Yüzlerce yıllık yokluğunun ardından caminin temeli ve o döneme ait kalıntılar nihayet ortaya çıkıyor. Bu da Drasovean’ın “Tanrıların dünyasını” yeniden keşfetmesine olanak sağlıyor. Ve hepsi bu kadar değil. Piata Sf Gheorghe’da (St George Meydanı) kazı yapan arkeologlar camiye ilave olarak, ahşap evlerin ve su kanallarının kalıntılarını da gün yüzüne çıkardı. Bu su kanalları, Romanya’da inşa edilen ilk şehir suyu yönetim sistemleri arasındaydı. Bunları aslen Türkler inşa etmemişti ama kamu binalarına su tedarik etmek için bunları düzene sokmuşlardı. Arkeologlar cami etrafında 160 mezar kazdı. Bunların çoğunda İslam geleneğine uygun şekilde tek bir kumaş parçasına sarılmış sıradan kişiler vardı.

Süleyman Camii'sinin mezarlığına gömülmüş bir Türk’ün kalıntıları (Fotoğraf: Dr Florin Drasovean)

Türkler, Osmanlı dönemindeki barışı ve politik kontrolü korumak için tüm inançlardan ve etnik kökenlerden insanları kabul ettiler ve yerel halkın yaşamlarına müdahale etmediler. Bu durum Timisoara’yı güvenli bir yer yapmış ancak şehir hala dışarıdan gelen tehlikelerle karşı karşıya. Bu nedenle Türkler şehrin savunmasını güçlendirdiler. Bunun için yakındaki Bega ve Timis nehirlerinin avantajlarından faydalanarak şehrin etrafında hendeklerin yanı sıra kaleler oluşturdular.

Arkeologlar son keşiflerinin sadece başlangıç olduğuna inanıyor. Timisoara’nın tarihi ilk Çağ'a kadar uzanıyor ve pek çok sır henüz ortaya çıkarılmadı. Bu hepimize Timisoara’nın cazip meydanlarını ziyaret etmek için iyi bir neden veriyor.

Kaynak

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!