Tarihi 15. Yüzyıla Dayanan Bir Yeniçeri Köyü: Yeniçarohori, Küçükköy

Tarihi 15.yy’a, Fatih’e dayanan, hikayesiyle olduğu kadar güzelliğiyle de nam salmış Küçükköy’e gidiyoruz Gezgin Dünyası ekibiyle. Sokaklarında yürüdükçe geçmişten hikayeler fısıldanıyor kulağımıza. Yeniçerilerin, Rumlar’ın, mübadelenin, Boşnaklar’ın anılarıyla dolup taşıyor köy. Bizi karşılayan Simay Hanım başlıyor köyün hikayesini anlatmaya.
Ucuz Bilet Bulunuyor...

Fatih’in Midilli’yi almayı planladığı dönemde, taa 1462’de kurulan bir köymüş burası, bir yeniçeri köyü. Midilli Adası köyün tam karşısında olduğundan yeniçeriler burada kurmuşlar obalarını. Midilli’yi tekrar ele geçirdikten sonra bir süre daha yaşamışlar. Yüzyıllar sonra Rumlar gelip yeniçerilerin burada yaşadığını öğrenince, köyün adını Yeniçarohori koymuşlar. Yeniçeriler Köyü, yeniçeri evi, Yeniçarohori demişler adına, diğer adıysa Küçükköy. 1800-1900 yıllar arasında Rumlar yaşamış, 1893 ve 1913 yılları arasında Balkanlar’dan gelen Boşnak halkı yerleştirilmiş.

1980 sonrasında evleri iyice eskiyen köylüler, restorasyon masraflarını karşılayamadıklarından ve yaşam koşullarının zorluğundan dolayı köyü terk etmeye başlamış. Böyle dediğime bakmayın, çok da uzaklaşamamışlar topraklarından, 1 kilometre öteye, Sarımsaklı’ya gitmişler sadece. Birçok amca hala günlerini burada geçiriyor ama evleri Sarımsaklı’da, gidip geliyorlar her gün.

Evler eskimiş olsa da dimdik ayakta duruyor, taş işçiliğinin benzersiz örneklerini taşıyor bu köy. Üzerlerindeki motifler, ince detaylar, kapı ve pencereler birer sanat eseri gibi. İçine girip baktığımızda apartmanda yaşıyor olmak üzüyor beni.

Merkez Camii’nin yanında, Küçükköy Kent Müzesi’ne giriyoruz. Köyün zengin tarihinin bir kısmı, Balkanlar’dan göç edenlerin göç sırasında getirdikleri giysiler, mutfak eşyaları, dikiş makinaları ve daha pek çok eşyayla burada yatıyor. Köyün aynı zamanda bir Kuva-yi Milliye’ci köyü olduğunu öğreniyoruz müzede, körfezin Kuva-yi Milliye’si burada kurulmuş!

Sanat ve bilimin birleştiği bir köy

Küçükköy’ün tarihi, kültürü, insanları çok değerli. Simay Hanım, dünyayı bu köye getirecek bir projeden bahsediyor bize. Köyü yenileyerek tekrardan ayağa kaldıracak, dünyayı bu köye getirecek bir proje, bir yaratıcı girişimcilik köyü. Köy meydanında bulunan eski bir kahvehanenin içine sanatı da koyup “Kıraarthane” isimli bir yere dönüştürmüşler kardeşiyle. Bir dijital inkübasyon* merkezi olarak tanımlıyorlar burayı.

Mobil uygulama, mobil oyun gibi projeleri olan, dijital sanatla ilgilenen insanların projeleriyle buraya gelmelerini istiyorlar. Seçilen projeler bu merkezde hızlandırılmış bir programa alınacak ve mentörler eşliğinde hayata geçirilecek, dünyaya buradan tanıtılacak. İnandığı bir fikri olan insanların buraya gelmesini, bu köyde üretmesini istiyorlar aslında. Bir atölye, bir eğitim yuvası olarak tanımlıyorlar Kıraarthane’yi. Workshop’lar, maker lab’ler vermeyi, çocukların gelip burada kodlama eğitimleri almasını, burayı sanat ve bilimin birleştiği bir köy haline getirmeyi amaçlıyorlar.

Bu sırada terk edilmiş, restorasyona ihtiyacı olan evler sanatçılar ve girişimciler tarafından alınıyor, kültüre ve değerlere sahip çıkılarak yenileniyor. Köyde herkes her şeyini kendisi yaptırmış. Şimdi köyde minyatür sanatçıları, heykeltraşlar, ressamlar var. Birçok değerli sanatçı galerilerini açmış, kimileri insanlara eğitim vermeye hazırlanıyor.

Türkiye'de bir smart village

Tüm bunlar olurken köy tüm hızıyla yenilenmeye devam ediyor, Türkiye için bir rüya şehir, bir smart village olma yolunda ilerliyor. Peki nedir smart village? Yenilenebilir enerji kullanılan, insanların iyi eğitim alma ve sağlık hakkının olduğu, iyi beslenebildiği, temiz suya erişiminin olduğu yerlere smart village deniyor. Yani "akıllı köy". Bu köylerde geliri arttırmak için yaratıcı girişimler destekleniyor, insanlar güvenlik içinde yaşıyor, cinsiyet eşitliği ve demokrasi hakim oluyor.. Kısaca insanın insanca yaşadığı yerlere smart village deniyor..

Türkiye’nin En Yaşanılası Yeri: Ayvalık

En güzel örneklerden biri de köy meydanına yaptıkları kadınlar tuvaleti. Eskiden kadınlar köy meydanından geçemez, köy meydanında oturamazken artık orada kadınlara ait bir tuvalet var. Yine köy meydanındaki caminin arkasında belirledikleri bir yerde köylü kadınlar evlerinde yaptıkları ürünleri sergiliyor, emeklerini satabiliyorlar, onlar da para kazanmaya başlamış.

Yine köy merkezine çok yakın olan Zet Cafe’de köyün yerlileri Boşnaklar, yiyebileceğiniz en güzel Boşnak böreğini yapıyor, kendi kültürlerini burada yaşatıyor.

Köyün girişine araba değil elektrikli araçların alınması ilk hedefleri. Türkiye’de çok az yerde olan, olanda da bisikletlinin her daim tehlikede olduğu bisiklet yollarının yapımına başlanmış bile! Ancak bu yol bisikletliyi tehlikeye sokmayan cinsten.

Köyde Yeniçarohori isimli bir butik otel bulunuyor, ancak esas olarak misafirhane kavramını yerleştirmek istiyorlar. KöyBnb dedikleri (Odanızı ya da evinizi kiralayabildiğiniz internet sitesi Airbnb’ye tatlı bir gönderme) örnek köy odaları hazırlıyorlar. Köylüler bir odalarını kiraya veriyor, hem misafirler gerçek bir köy evinde, o köyün insanlarıyla yaşamış, hem de köylülere katkı sağlanmış oluyor.

3 seneden beri süren bu uzun soluklu projenin daha sonra başka köylerde de uygulanabilecek örnek bir proje olmasını istiyorlar. Türkiye’nin terk edilmiş yüzlerce köyü neden tekrar canlandırılıp kalkınmasın?

400’e yakın taş evin, 120 yaşına kadar yaşayan amcaların olduğu bu köy, her şehirlinin hayalini kurduğu, kendisini şehre bağlayan her şeyden kopup yerleşmek istediği yer. Bir fikriniz varsa bu köye gelin, üretin, tarihin, güzel insanların arasında insanca yaşayın!

*inkübasyon: Kuluçka dönemi.

Arabayla Gidebildiğiniz Bir Ada: Cunda

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!