Samoa

Okyanusya

Samoa

Polinezya’nın kalbine çapa atmış olan Samoa ,denizden zarif bir şekilde yükseliyor. Ormanlarla ve çiçeklerle dolu köylerinin parıldayan göletlerle çevrili olduğu bu rüya gibi ülkenin nüfusu 195,476 ve ana dili Samoaca.

Bu küçük ulusun gurur duyduğu 3000 yıllık bir tarihi var. Polinezya’da Avrupa Koloni döneminde ilk bağımsızlığını ilan eden ülke olmasıyla birlikte yerel halk, geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir hayat sürüyor.

Hayatları bildiğimiz köy hayatı. Sonuç ise tatlı ve güvenli. Samoa adeta sıcak bir günde dünyanın en saf suyundan bir yudum almak gibi. Eğer ideal Pasifik tatilinizin tanımında spa bakımları ya da jet ski yapmak varsa burası sizin için pek uygun olmayabilir. Samoa size uygun fiyatlar, kumsallarda konaklama olanağı, dost canlısı insanlar ve huzur sunuyor. Etrafı gezmenin kolay olduğu, herkesin İngilizce konuştuğu ve politik stabilizasyonun garanti olduğu bir ülke burası.

Namu Adası, Mutiatele’den kısa bir bot yolculuğu uzaklıkta bulunuyor. Bu ufak özel adaya adım attığınızda zaman kavramını yitirebilirsiniz. Şnorkel yapmayı seven gezginler için resiflerle çevrili bu ada gibisi yok. Her şeyin basit olduğu Samoa’da elektrik de yok. Akşamları kandiller aracılığıyla aydınlanan bu yerde kendinizi bir masalın içinde gibi hissedeceksiniz. Yemekler ise çoğunlukla yerel lezzetlerden oluşuyor.

Eğer geçici olarak motor sesinden ve köy köpeklerinin gürültüsünden uzaklaşmak isterseniz arabaların yasak olduğu Manono sizin için çok uygun bir yer. Sizi burada rahatsız edebilecek tek şey çok sık geçen tur gruplarının gürültüsü olabilir. Buradaki insanlar oldukça dost canlısı, sık sık neşeli bir şekilde “Malo!” lafını duymanız mümkün.

Upolu’nun güneydoğusunda bulunan Aleipata sahilleri 2009 yılında yaşanan tusunami sonrasında tekrar ortaya çıkan bir resif sistemine sahip. Şnorkel yapmak için harika bir nokta olmasının yanı sıra buradaki sahiller dünyada görebileceklerinizin en güzelleri. Şanslıysanız yüzerken deniz kaplumbağasına rastlamanız mümkün ancak akıntıya dikkat edin.

Ülkenin başkenti olan Apia sahillerden biraz uzakta küçük bir şehir. Burada da lokantalar ve barlar farklı bir eğlence imkanı sunuyor. Şehir bir hafta sonra sokakta insanları tanımaya başlayabileceğiniz kadar küçük. Büyük şehirde yaşamaya alışık insanlar için çok farklı bir deneyim olacağını söylemeliyiz.

Cape Mulinu’da Samoa’da Hristiyanlık öncesi dönemde çok kutsal kabul edilen “Fafa O Sauai’i” yi görebilirsiniz. Mutlaka büyük kaya havuzunda yüzmelisiniz. Burada eski usul mızrakla resiflerde balık avına şahitlik edebilirsiniz. Yolun karşısında Vaatausili Cave ve Via Sua Toto yani “Kan Kuyusu” anlamına gelen ve bu ismi eski bir savaşçı olan Tupa’ilevaililigi’nin düşmanlarını öldürdükten sonra kafalarını buraya atmasından almış bu yerleri de görmeyi ihmal etmeyin.
Polinezya’nın en büyük tarihi yapısı piramit şeklindeki “Pulemelei Mound”. 61 metreye 50 metre bir taban genişliğine, 12 metreden fazla bir yüksekliğe sahip yapının manzarası kuşkusuz çok güzel. Bu manzarada okyanusla birlikte vahşi bir ormanı birlikte göreceksiniz. Güneşli günlerde yapının etrafında uçan rengarenk kelebekleri ve tepesinde uçan kuşların yarattığı görüntü paha biçilemez. Yapının etrafında diğer önemli arkeolojik kalıntılarla ve ev yapımı alanları bulunuyor ancak şimdilik her şey ormanla kaplı vaziyette. Tek sorun burayı ziyaret etmenin oldukça zor olması çünkü bulunduğu yer münazaralı. Şimdilik hiçbir tabela ya da bakım çalışması yapılmıyor ve yolların durumu da giderek kötüleşmeye başladı.

To Sua Okyanus Çukurları birbirine alttan bağlı kayalarla çevrili küçük yüzme havuzlarını andırıyorlar. Birinden öbürüne, nefesinize güveniyorsanız, alttan yüzerek geçebiliyorsunuz. Adeta sihirli olan bu okyanus havuzları çok farklı bir deneyim vaat ediyor. Bu havuzlara ahşap merdivenlerle erişiyorsunuz. Buradayken adeta dünyadan uzaklaştığınızı hissedeceksiniz.

Yerel lezzetler ise kültürüne çok bağlı bu ülke için oldukça çeşitli. Örneğin sıcak taş ocaklarda yapılmış “Umu” ve adeta balık ve tropikal lezzetlerin bir araya geldiği “Oka” ya da “Palusami” mutlaka denemeniz gereken yemekler arasında. İçecek olarak ise güçlü bir tür kahve olan “Koko” ya da Pasifik’te bulabileceğiniz en iyi bira olan “Vailima”, verebileceğimiz örnekler arasında.

Aralık ve ocak ayları tatil sezonuna denk gelmiyor, uzaklarda yaşayan yerlilerin evi ziyaret için geri geldikleri bir zaman dilimi. Mayıs ve ekim ayları kuru sezon olduğundan festival zamanı anlamına geliyor. Kasım ve nisan ayları yağmurlu hava ve fırtına sezonunun yaşandığı dönem oluyor.