Salep Elde Etmek İçin Orkidelerin Soyunu Tüketiyoruz

Orkidelerin az sayıda ürettiği tohumların toprakta çimlenmesi yıllar sürüyor; çiçekleri daha tohuma dönmeden insanlar tarafından hayattan kopartılıyor...

Yazı: Ferdi Akarsu

Fotoğraf: Ahmet Karataş

Doğa acımasızdır. Vahşi, katı kuralları vardır. Güçlü olmazsan yok olursun. Büyük balık küçük balığı yer. Ya avsındır ya da avcı. Tanıdık geldi mi bu cümleler? Serengeti düzlüklerinden, Yellow Stone Milli Parkı’ndan beylik av sahnelerinin belgesel metinleri... Anahtar kelimeler acımasızlık ve rekabet. Doğayla ilgili oluşturduğumuz veya oluşturmaya çalıştığımız bu olumsuz algının nedeni, bir ölçüde kendimizi aklama veya kötü yönlerimizi normalleştirme çabası belki. Savunma hazır! Doğamız böyle. Oysa doğada yardımlaşma, birlikte yaşama gibi davranış biçimleri, yaşam birliktelikleri de var.

Dilkırık (Anacamptis papilionacea ssp. messenica); en güzel orkide türlerinden. Ülkemizde dört alt türü bulunur. Deniz seviyesinden itibaren 1.000 metreye kadar çam ormanlarındaki açıklıklar, çayırlıklar, makilikler ve çalılık sınırlarında yetişir. Mart - mayıs aylarında çiçeklenir.

Birçok varlık hayatta kalmak için bir başka varlıkla birlikte hareket ediyor. Hayatımızı güzelleştiren, soluk almamızı sağlayan ve bizi doyuran ormanlar, bitkilerin büyük bölümü ve orkideler mesela, hayatlarının ilk ve en zor bölümlerinde hep destek alıyorlar. Aynı bizler gibi.

Katranalacası (Orchis tridentata)

Orkide, dünyada yaklaşık 25 bin farklı türü bulunan büyük bir bitki ailesi. Buzullar ve çöller dışında hemen her yerde bulunuyor. Bitkiler âleminin kalabalık gruplarından ama onları diğer türlerden farklı kılan başka bir özellik var. Üreme ve çoğalmayla ilgili olarak hem çok ilgi çekici hem nazlı hem de kırılganlar. Bir çiçek bu kadar güzel olunca “Olsun o kadar hakkıdır” diyeceksiniz belki. Ama iş sonunda varlık yokluk meselesine gelip dayanıyor.

Soluk salep (Orchis pallens)

Çiçekli bitkilerin temel çoğalma mekanizmaları kabaca, çiçekleri aracılığıyla çeşitli araçlar sayesinde döllenme sağlayıp tohum oluşturmak. Bu tohumu yine çeşitli mekanizmalarla dağıttırıp gelecek yıllar için varlığını garanti etmek. Orkideler de aslında yukarıda kabaca tarif edilen şemayı uyguluyor ama detaylarda iş karışıyor.

Keşkeşçiçeği (Himantoglossum affine); kurakçıl meşe (Quercus) ormanları, maki, ibreli ormanlarda bulunur.

Öncelikle birçoğu polenlerini dağıttırmak için her böceği kendine yaklaştırmıyor. Çiçek, arıya o kadar benziyor ki koku da ilgi çekici olunca arı çaresiz gelip konuyor. İçeride ne var acaba derken arının sırt tüyleri orkidenin polenleriyle doluyor. Arı orkidesi (Ophrys bombyliflora) gibi bazı çiçekler, isimlerini polenlerini taşıyan arı ve böcek türlerinden alıyor. Birçok çiçek, böcekler yardımıyla tozlaşma ve döllenme sağlarken aslında risk alıyor, rekabete giriyor. Fakat orkide garantici, kendine güveni tam. O sadece belli böcekleri hedefliyor. Böylece rekabette öncelik elde ediyor. Bunun da riskleri var tabii. O böcek ya da arı türüne bir şey olursa orkidenin tozlaşma ve tohum oluşturması zor!

Dildamak (Orchis anatolica)

İlk aşamayı geçip tohum ürettiği varsayımıyla devam edelim. Genel olarak diğer birçok bitki grubunun tohumu, uygun şartlarla birlikte çimlenip fotosentez yapabilecek olgunluktaki fideyi, yardımsız olarak ortaya çıkarma potansiyeline sahip. Bitkiler kök, gövde ve besin üretecek ilk yapraklarının oluşması için gerekli besini tohum içindeki depodan (endosperm) kullanır. Ama güzeller güzeli orkidenin tohumlarında besin yok. Kökünü, gövdesini ve yapraklarını oluşturabilmesi için gerekli hayati besini ona topraktaki kendine özgü bir mantar (mikoriza) sağlıyor. Türlere göre değişmekle birlikte orkidenin ilk yaprağını yeryüzüne çıkarması çoğunlukla 2 yıl, bazı türlerde ise 14 yılı bulabiliyor. Küçük orkide fidesinin çiçek açmak için gerekli olgunluğa erişmesi yine türlere göre değişmekle birlikte uzun yıllar sürebilir.

Saçuzatan (Limodorum abortivum); nisan - temmuz ayları arasında çiçeklenir. Fotosentez yapabilen pigmentlere sahip. Ancak mantarlardan da faydalanarak besin takviyesi yapar.

Varlıklar, hayatta kalmak için birbirleriyle bu denli sıkı ilişkiler kurabilir. Aynı bizler gibi gerektiğinde birbirine arka da çıkarlar. Orkidemiz tüm bu koşuşturmadan sonra bir ilkbahar günü Alaçatı’nın friganaları içinde, Kaş’ın makiliklerinde, Kahramanmaraş’ın yaylalarında, Karadeniz’in sisli ormanlarında, Hasankeyf’in vadilerinde ve Anadolu’nun dört bir yanında çiçeğini açar. Ama ne açılış! O kadar yıllık emekten sonra biraz görkem ve güzelliğe kimse tek bir söz edemez elbette. Şimdi bütün derdi bu güzellik sürsün diye tohum ve gelecek sene için yumru oluşturmaktır. Yumru, orkidenin tohumları döllenmese bile gelecek yıl tekrar hayatta olabilmesi ve çiçek açabilmesinin sigortasıdır. Fakat aynı yumru orkidenin ölüm fermanıdır ne yazık ki...

Balkaymak (Dactylorhiza urvilleana); adı verilen bu tür, çok yıllık otsu bir orkide. Kastamonu’dan Kars’a, Kuzey Anadolu boyunca ve Kafkaslar’da deniz seviyesinden 2.500 metreye kadar bulunabilir. Haziran - temmuz aylarında çiçeklenir.

Orkide, insanla daha tohumları oluşmadan, üzerinde henüz çiçekleri varken tanışır. İlişkileri uzun sürmeyecek öte yandan. Bir iki kazma darbesi. Biraz karmaşa ve gürültü. İlk, toprağını kaybeder ve hemen akabinde sigortası olan yumrusunu... Doğduğu büyüdüğü yerin bir atımlık uzağında, üzerinde gelinliğiyle sere serpe uzanır. Onu artık hayatta var edebilecek ne tohumu vardır ne de yumrusu.

Sivri salep (Anacamptis pyramidalis)

Ülkemizin önde gelen botanik uzmanlarından Prof. Dr. Neriman Özhatay’ın araştırmasına göre 1 kilogram kuru yumru (salep) elde etmek için doğadan sökülmesi gereken yumru (bitki) sayısı 1.000 - 4.350 adet arasında.

Ülkenin dondurma, içecek, tıbbi ve kozmetik için salep üretiminin 30 ila 50 ton arasında olduğu düşünülürse her yıl 50 milyonun üzerinde orkidenin yok edildiği anlaşılıyor. Buna ek olarak yurt dışına büyük miktarda illegal biçimde salep ihracatı olduğu biliniyor.

İllegal çünkü tehlike altındaki canlı türlerinin ticaretine yönelik kısıtlamalar getiren uluslararası CITES Sözleşmesi’ne ülkemiz taraf olmuş. İlgili kanun 20 Haziran 1996 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 22 Aralık 1996 tarihinde 22 672 sayılı yasayla yürürlüğe girmiş.

Kurtkuşçuğu (Cephalanthera kurdica), Türkiye’nin güney ve kuzeydoğu kesimlerinde denizden 1.500 metreye varan yükseltilerde bulunur. Nisan - mayısta çiçek açar.

Orkideler tüm dünyada tehlike altında. Amazon ve yağmur ormanlarındaki büyük tahribatlara ve kozmetik ürünleri için kullanılmasına bağlı olarak yok oluyor. Anadolu’daki yok oluş nedeniyse büyük oranda salep ve dondurma üretimi.

Ülkemizde 150 civarında farklı orkide türü mevcut. Anadolu’da görülen orkidelerin yaklaşık olarak yüzde 12 ila 15’i, dünyada sadece Anadolu’da görülmekte. Ülkemizde görülen bu türler içerisinde yaklaşık 30’undan salep üretimi yapılıyor. Her bölgede toplanan orkideler farklı olduğu için üretilen salebin içeriği de küçük farklılıklar gösterebiliyor. Bununla birlikte salebin dondurma ve içecek olarak tüketilmesi iki temel nedene dayanıyor.

Çam salebi (Anacamptis coriophora ssp. Fragrans); pirinççiçeği veya çam salebi adıyla tanınır. İç Anadolu’nun kurak kesimleri dışındaki bölgelerde yaygın olarak bulunur. Islak çayırlar, dereler, kuru kumlu yerler, ormanlarda deniz seviyesinden 1.900 metreye kadar yetişir. Nisan - haziran aylarında çiçeklenir.

İçerdiği müsilaj nedeniyle öksürüğün dindirilmesinde olumlu etkileri bulunduğu biliniyor. Bu özelliği nedeniyle kış mevsiminde salep olarak tüketiliyor. İkinci önemli kullanım alanı dondurma sektörü. Salebin barındırdığı sektör açısından en önemli madde glukomannan yapısındaki müsilaj.

Bu madde yüksek miktarda su tutabildiğinden dolayı kıvam verme özelliğine sahip. İşte bu yüzden orkide yumruları doğadan toplanıyor. Bunu önlemek ve konvansiyonel üretime geçebilmek için bilimciler dünyanın dört bir köşesinde uzun yıllardır araştırmalar yürütüyor. Ülkemizde de buna yönelik çok sayıda araştırma mevcut.

İnce sağırkulağı (Serapias bergonii), Türkiye’nin batı ve güney bölgelerinden İtalya’ya kadar, daha çok çayırlıklarda yetişir. Mart - mayıs arası çiçeklenir.

Ülkemizde orkide yumrularının kullanımına yönelik geleneksel ve gündelik hayattaki pratikler çok uzun yıllardır var. Kış aylarında salep ve yaz aylarında dondurmayı hepimiz seviyoruz. Bununla birlikte her yıl milyonlarcası geri dönüşü olmaksızın yok edilen bir canlı hakkında konuşuyoruz. İvedilikle yapılması gereken konvansiyonel üretim için gerekli araştırma - geliştirme çalışmalarının desteklenmesi, ilgili ham maddenin muadilinin kullanılması yönünde çalışmaların yapılması ve doğadan toplanmadan üretimin yapılabilmesi.

Sadece izin verilen türlerin, belli yerlerde, belli oranlarda toplanmasının sağlanması. Çünkü ülkemizde yaygın ve büyük sayılarda Anadolu orkidesi (Orchis anatolica) gibi orkide türleri var. Muğla orkidesi (Ophrys lycia) ise son derece dar yayılımlı ve ender türlerden. Toplayıcı, bilmeden bir türü yok edebiliyor ya da tehdit altına sokabiliyor. Üstelik her türün müsilaj oranı da farklılık gösteriyor.

Orkide zaten çok az sayıda tohum üretebiliyor ve ürettiği bu tohumların toprakta çimlenmesi çok zor, uzun yıllar alıyor. Üstelik çiçekleri daha tohuma dönmeden hayattan koparılıyor orkidelerin. Tek garantisi olan yumrusunu da insana kaptırıyor çaresiz. Yani sökülen her bir orkide kesin yok oluş demek. Oysa orkidelerin en az 250 milyon yıldır dünyada olduğu biliniyor. Üstelik bu canlı, doğada yardımlaşmanın, mücadelenin ve birlikte yaşamanın sembolü aynı zamanda.

İlla ki doğaya bakıp kendimize pay çıkaracak, bir algı oluşturacaksak biraz da orkidelere bakıp yardım eden ve direnen iyi taraflarımızı yüceltelim. Savunmamız değil, bilakis manifestomuz olsun “doğamız böyle” söylemi.

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!