Karadeniz'in Tarihi Mekanlarında Zamana Yolculuk

Türkiye’nin her yeri tarih kokuyor, fakat Karadeniz Bölgesi’nde aşağıda bahsedilen tarihi mekânlar, İstanbul’un kenarlarından başlayıp Gürcistan sınırına kadar uzanan bir bölgeye yayılıyor. Binlerce yıllık tarih ve çeşitli kültürler tarafından kuşatılmış bir ülke. İşte size birkaç önemli mekân;

1. Sümela Manastırı

Trabzon yakınlarında, uçurumun kenarına yer çekimine meydan okuyarak tünemiş, Hristiyan dünyasının en eski mabedi ve Türkiye’de Karadeniz gezisi yapanların uğrak mekânı. Rivayet o ki, manastırı yapan kişi olan Barnabas adında Atinalı bir keşiş; başı dumanlı dağların yabanına, Aziz Luke’un İncil’deki yazılara göre yaptığı tahta Bakire Meryem ikonasını bulmak için bir göreve atılmış.

Yüzyıllar boyunca ve muzaffer imparatorlukların gözetiminde manastır büyüdü ve refah içinde kaldı, ta ki 1923 yılında tamamen boş bir şekilde terk edildiği Türk-Yunan mübadelesine kadar. Bugünkü hali 72 odalı olan manastır, MS. 385 yılında Meryem ikonasını korumak için Barnabas tarafından oyulan 2 odadan ibaretti.

Trabzon'a Gideyruk Uşaklar!

2. Mudurnu Tarihi Lonca Kasabası

İstanbul ve Ankara’nın ortasında bulunan Mudurnu’nun dağ kasabası, İpek Yolu’nun İstanbul yolunda ana mola yeriydi. Osmanlı zamanında büyük bir ticaret merkezi ve askerî üs olup, saray halkı ile yakın ilişkileri vardı. Tarihi önemini yitirmiş olsa bile geleneksel dokusunu korumuş durumda. Kasaba merkezinde çoğunun duvarları badanalanmış, 19. yüzyıldan kalma eski ahşap konakların yanı sıra ırmağın kenarındaki geleneksel çamaşırhaneler hala halkın kullanımına açık.

Mudurnu’nun tarihî pazarında pek çok dükkân, hala eski orijinal kepenklerini gölgelik tente veya tezgâh olarak, ürünlerini teşhir etmek amacıyla da kullanabiliyor. Yöre esnafı burada Ahî kültürünü, Anadolu’ya özgü esnaflık teşkilatını hala yaşatıyor ve 700 yıldır cuma namazlarını beraber kılıyorlar.

3. Fırtına Vadisi’nin taş köprüleri

Rize’nin doğusunda kalan yemyeşil Fırtına Vadisi, Osmanlı zamanından günümüze kalan bir yapıt. Çayı, balı ve fındığıyla meşhur olan vadi, 18 ve 19. yüzyıllarda 20 kadar köprüyü inşa ettiklerine inanılan sayısız taş ustasına ev sahipliği yapıyordu.

Bir zamanlar sıkça görülen taşkınlardan korunmak amaçlı köprülerin mimarisi pek alışık olmadığımız yüksek kemerlere sahip. Lakin modern barajlar ve diğer yöntemlerle bölgedeki ırmaklar günümüzde neredeyse damla damla akıyor. Daha doğuya, Gürcistan sınırına doğru gittiğimizde benzer bir mimari görüyoruz, Arhavi’nin simgesi olan Çifte Köprü...

4. Amasya’nın Pontik kaya mezarları

Karadeniz Bölgesi'nde ressamlara konu olabilecek dağlar arasında bulunan şehirdeki en güzel tablo, Antik Pontus Rum hükümdarlarının kaya mezarlarıdır. 15 metre yükseklikte ve uçurum kenarında dümdüz duran, Yeşil Irmak’a komşu olan bu anıt mezarların bulunduğu şehir, M.Ö 3. yüzyılda kurulan ve bir Yunan/Fars krallığı olan Antik Pontus İmparatorluğu’nun uzun süre önce başkentliğini yapmıştır.

Mezarlara tırmanınca vadinin ve şehrin engin manzarası ortaya çıkıyor; sıra sıra dizilmiş camiler, medreseler, hamamlar ve birkaç günde bir kurulan pazarlar… Amasya Müzesi’nde tarihi daha net bir şekilde gözünüzde canlandırabilmeniz için Moğol Hükümdarlığı zamanından kalma imparatorların mumyalarını görebilirsiniz.

5. Safranbolu

İç Anadolu’nun doğusunda yer alan ve yaklaşık yediyüzyıl boyunca kervanlar için önemli ve zengin bir durak noktası olan Safranbolu, mimarisi ve şehir planlamasıyla zaman içinde bütün Osmanlı’yı etkilemiştir. Kırsal vadi ortamı, restore edilmiş ahşap yapısı ve kırmızı çatısıyla ünlü Osmanlı evleriyle dolup taşan Safranbolu, İstanbul ve Ankara’daki kalabalıklardan uzaklaşmak ve hafta sonu kaçamağı yapmak için oldukça popüler bir yer. Butik otellerde kalmak, el işi ürünler almak, yaprak helvası gibi tatlılardan tatmak ve gezinti (Ve tabii ki fotoğrafçılık) için çok sayıda ziyaretçinin akınına uğruyor.

6. Çamlıhemşin Konakları

Rusya, 19. yüzyılda Karadeniz Bölgesi’nin hırslı gençleri için bir fırsat (çalışma) kapısıydı. Çamlıhemşinli bu gençlerin başarısı, günümüzde ‘Konaklar Mahallesi'nde görülebilir. İki yüzyıllık konaklar bir yokuşa yan yana dizilmiş ve bu bölgeye ‘Konaklar’ adı verilmiş. Bu etkileyici iki katlı evler, yerel malzemelerle yapılmış. Evleri, Rusya’dan dönerlerken kazandıkları paranın yanında, getirdikleri mozaik camlarla, kapı kollarıyla ve diğer dekoratif eşyalarla süslemişler.

Adı Karadeniz Olan Bir Cennet

7. Karadeniz’de Ceneviz kaleleri

1300 ve 1400’lerde, Columbus Atlantik’i geçmeden çok önce, Ceneviz gezginleri ticaret ağı kurmak, Kırım ve Akdeniz arasındaki bağlantıyı sağlamak için Türkiye’nin sınırlarında geziyorlardı. Guguk kuşlarının yumurtalarını başka kuşların yuvasına bırakması gibi, Ceneviz de kendi savunma hatlarını kurmak yerine eski Bizans kalelerinde direnmeyi tercih ederdi. Karadeniz kıyısındaki Sinop, Amasra, Akçakoca ve Şile, Ceneviz izlerini taşıdığı halde kıyı şeridindeki en ünlü örnek eski deniz topluluğunun mirası Yoros Kalesi harabesi. Asıl tarihi bilinmese de, 4. yüzyılın başlarında yapıldığı düşünülüyor.

8. Karadeniz’in ahşap camileri

Tamamiyle kestane ağacından inşa edilen ve ahşap oyma sanatıyla yapılan lale, yıldız ve çiçeklerle süslenmiş, Trabzon’nun Şimşirli köyünde 19. yüzyıl ortalarında yapılan camii, bölgenin ahşap yapılı camiilerinin en iyi örneğidir. Yıpranmış tahta ve sac ekleriyle beraber, Artvin’in Borçka ilçesindeki 160 yıllık Maral Camii dışardan kötü gözükse de, içerisi renkli, güzel oymaları ve detaylı Kuran hattı tasvirleriyle doludur. Samsun Bekdemir Köyü Camii daha sade olmasına rağmen içindeki ahşap işçiliği en az diğeri kadar mükemmeldir.

9. Artvin’in Gürcü manastırları ve kiliseleri

Türkiye’nın kuzeydoğu köşesinde kalan bu uzak noktası bir zamanlar ortaçağ Gürcü Krallığı olan Tao-Klarjeti Krallığı’nın parçasıydı. Günümüze sağlam tepelerin ortasına yayılmış ve büyüleyici peyzajı olan 10 ve 11. yüzyıldan kalma ibadethaneler bırakmışlardır. Uzun süre viran kalan ve kullanılmayan, bazıları renkli harabeler oluşturan, bazılarınınsa göreceli olarak daha iyi korunmuş kendine özgü koni şeklindeki çatısı silindirik sütunların üzerine oturuyor ve puantiyeli şapkalara benziyor. İşhan (Ishkhani), Öşkvank (Oshki), Dörtkilise (Otkhta), Barhal/Altıparmak (Parkhali) ve yakınlardaki diğer köylerde bulunan manastırları ve kiliseleri araştırmak için Çoruh Nehri kıyısındaki Yusufeli uygun bir merkezdir. Karadeniz Bölgesi’nde zamanda geçmişe gittiğinizi hissetmek için pek çok yoldan sadece birkaçı.

Kaynak

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!