Hong Kong’da 36 Saat

Gelişen sanat yapısı ve heyecan verici mutfağı ile sürekli değişen Hong Kong her zaman ilgi çeken yerlerden biri olmayı başarıyor.

Hong Kong’un silueti ne kadar etkileyici olursa olsun, bu şehir durmak bilmiyor ve sürekli gelişiyor. Raylı sistemin hızlı gelişimi bu konuya en güzel örnek. Island Line metrosu 2014 yılının sonunda Kennedy bölgesine kadar genişledi ve bir zamanlar sessiz bir bölge olan şehrin batı kısmına hareket getirdi. Anakara sınırlarına kadar uzanan bir ekspres hat ise gelecekte yapılması planlanan projelerden sadece bir tanesi. Altyapıya bu kadar önem verilmesine rağmen Hong Kong’un ruhunu bozacak hiç bir şey yapılmıyor. Şehir hala sanatçılar, tasarımcılar, şefler ve girişimciler için Asya’nın en tutkulu ve yaratıcı yerlerinden biri. Hong Kong Adası'nın tam aksi istikametinde bulunan kalabalık Kowloon bölgesi genişleyerek odak noktası olacak olan M+ Müzesi ile (görsel kültürü barındıran bir müze) Batı Kowloon Kültürel Bölgesi olarak değişime uğrayacak. Çin’in diğer yeni zengin şehirleri turistler için cazip bir nokta olsa da, kültürel zenginliği ile şimdi her zamankinden daha kendinden emin olan Hong Kong’u her zaman diğerlerinden ayrı bir yerde tutacak.

Cuma

1. Sanatın canlanması, 15:00

Son zamanlarda büyük galerilerin Hong Kong’u tercih etmesi ve Art Basel Hong Kong fuarı sayesinde şehrin sanat kültürü oldukça gelişti ve gelişmeye de devam ediyor. Ayrıca Çinli sanat koleksiyoncusu Liu Yiqian’ın Ming hanedanlığına ait duvarın 2014 yılında 45 milyon dolara alması örneği gibi şehirde son zamanlarda yapılan ve rekor kıran açık arttırmalar da oldukça dikkat çekici. Tabii ki sanatı ön plana çıkaran sadece bu yüksek meblağlar değil. Wong Chuk Hang bölgesinde yer alan pek çok galeri ve stüdyoda bohem kültürünü deneyimlemek mümkün. Öncelikle kar amacı gütmeyen Spring Workshop atölyesine uğruyorum. Bu atölyede sık sık sergiler, performanslar ve sanat münazaraları yer alıyor, hatta atölyenin kendi sanatçı konaklama programı mevcut. Caddenin aşağısında bulunan Blindspot Gallery’de yenilenen çamaşır sektörü ile ilgili fotoğraflar var. Pekin Güzel Sanatlar Galerisi de Asyalı yeni sanatçılar üzerinde yoğunlaşıyor. Viran depolar ve eski çelik asansörler bu büyünün bir parçası, fakat bölgenin daha nezih bir hale gelmesi kesinlikle 2016 yılının sonunda açılacak yeni bir South Island metro hattı ile gerçekleşecek.

2. Bao, 18:30

New York Momofuku’daki David Chang’in haşlanmış domuz sandviçleri ile (bunlara Bao’da deniyor) yaptığı lezzetleri yükselen şef May Chow’da Hong Kong’da bulunan kendi restoranında yapıyor. Açılışından iki yıl geçmiş olmasına rağmen Little Bao restoranında saat 18:00’dan sonra hala sırada bekleyen insanlar oluyor. May Chow’a ait bu samimi batı ve Asya mutfağı karışımı yiyecekleri servis restoranda Amerikan esintileri görmek mümkün (sadece yüksek sandalyeler ve tezgahlar mevcut). Soslu patates kızartması (98 Hong Kong doları, yani yaklaşık 12.60 dolar) örneğin şitaki mantarı, mantarlı mayonez ve Japon turpu turşusu ile servis ediliyor. Tavuk bao ise (78 dolar) ağız sulandıran Sichuan mayonezi ve Çin siyah sirke sosu ile sunuluyor. Bao’nun ayrıca kızartılmış donutlar ve yeşil çaylı dondurma sandviçi (48 dolar) gibi tatlıları da mevcut.

3. Alışılmadık eğlence, 21:30

Uzun bir çalışma haftası sonunda gidilecek yer olan Lan Kwai Fong tam bir parti merkezi. Açık hava barlarından yükselen müzikler ve sokakta bira içen bankacılar, turistler ve arada görülen bekarlığa veda partileri ile sokak dolup taşıyor. Kesinlikle herkese hitap etmediğini kabul ediyorum. Fakat bir binanın ikinci katında bulunan, karmaşadan uzak ve daha rahat bir mekan olan Orange Peel, Joyce Is Not Here barının kapanmasından sonra iç mimar Joyce Peng tarafından satın alınmış ve sanatçıların ve müzisyenlerin tercih ettiği bir mekan olmuş. 2013 yılında Joyce Peng tekila, karpuz ve şampanya karışımı olan “Joyse Is Here” kokteyli (68 Hong Kong doları) ve eğlenceleri ile göze çarpıyor. İçeride caz, latin ve rock tarzı müzikler çalınıyor ve haftalık şiir geceleri düzenleniyor.

Cumartesi

4. Ejderhalarla uyanmak, 08:00

Kulağa ilginç gelse de, gökdelenlerle dolu olan bu şehir aslında yürüyüş için tam bir cennet (Merkezdeki dik merdivenlerden bahsetmiyorum tabii ki). Şehirden en rahat ulaşabileceğiniz Dragon’s Back yolu, Hong Kong’un güneyine doğru inişli çıkışlı yollardan oluşuyor, adeta bir ejderha sırtında yürümeye benziyor bu yol. Gerçekten iyi bir yürüyüşçüyseniz dik yollara tırmanmak ve 8 kilometrelik bu yolda yürümek size mükemmel balıkçı köylerinin, küçük sandalların ve el değmemiş plajların manzarasını sunuyor. Öğle yemeği içinde zamanında şehre dönmüş oluyorsunuz. Yolun başlangıcı Shek O Yolundaki To Tei Wan Köyü'ne yakın ve yol Tai Long Wan Plajı'nda son buluyor. Medeniyete geri dönmek isterseniz otobüsler de burada.

5. Tasarım yemekler, 11:30

Duddell’in neden şehirde en çok tercih edilen restoranlardan biri olduğunu anlamak zor değil. Shanghai Tang’ın üst tarafında bulunan, Ilse Crawford’a saygı gösterisi olarak tasarlanmış ve iki Michelin yıldızlı bir restoran burası. Akşam yemeği menüleri biraz pahalı olsa bile, hafta sonunda kişi başı 480 Hong Kong dolarına istediğiniz kadar yiyebileceğiniz brunch menüleri mevcut. İkinci katta yer alan bu alan tasarım sandalyeler, Türk halıları, resimlerle kaplı duvarları ve son derece dikkat çekici terası ile ön planda. Döner menüleri ile yemeğe farklı bir yaklaşımla bakan Duddell klasik ızgara yemekleri mantar ve siyah mantarlarla karıştırarak sunuyor.

6. Bağımsızlık cenneti, 13:00

Alışveriş yapmak istediğinizde Hong Kong elektronik cihazları, lüks eşyaları ve anakara Çin’e göre yeni bir formülü ile meşhur. İyi tasarım malzemelerini de artık bu listeye ekleyebiliriz. İki yıl önce 1950’li yıllardan kalma binada yer alan PMQ bağımsız tasarımcılar ve diğer yaratıcı eserlerle dolu. Open Quote (Mağaza Numarası S401) iyi seçilmiş kartlar, CD’ler ve yerel yazarların kitapları ve sanat sergileri ile dolu. Smith & Norbu (S404) ise bufalo ve yaklardan (Tibet Öküzü) yapılmış özel yapım gözlükleri, Soil (S307) ise Myanmar stüdyosunda yapılan renkli ve cilalı eşyaları ile meşhur. Good Design Store (H401) mağazasında porselen sake bardaklarından havlulara kadar Japon esintili her şeyi bulabilmeniz mümkün. Biraz dinlenmek isterseniz merkez avluya bakan pek çok ufak kafe var.

7. Kung Fu kültürü, 15:00

Hong Kong pek çok film yıldızının doğduğu bir şehirdir fakat pek azı savunma sanatı ustası Bruce Lee gibi inanılmaz bir başarıya imza atmıştır. Lee’nin 40. ölüm yıldönümü anısında Hong Kong Kültürel Miras Müzesi 2013 yılında Lee için özel bir sergi açmıştır. Sergide film kariyerinin ilk dönemlerine ait görüntüler (cha-cha oynadığı zamanlar dahil), giydiği eskimiş boks eldivenleri, eski çalışma programları, 1970’li yılların dar kazakları ve çekerken hayatını kaybettiği “Ölüm Oyunu” filminde giydiği meşhur sarı kıyafeti sergileniyor. Buraya ulaşım için 170 numaralı otobüse binebilirsiniz.

8. D.J. ile akşam yemeği 20:00

Kanton pop şarkıları kocaman hoparlörlerden yükselmeye başladığı zaman restoran sahibi beyaz botları ile yanınızdan ayda yürüyüş dansı yaparak geçiyor, işte o zaman tipik düşük bütçeli bir restoranda olmadığınız anlıyorsunuz. Tung Po bir açıdan geleneksel tarzda, yemekler küçük masalar ve yüksek sandalyelerde yeniyor, küçük bardaklardan bira içiyorsunuz ve sarmısaklı kızarmış tavuk (450 Hong Kong doları) ve ördek yumurtalı kızartılmış karides (kilogramı 533 Hong Kong doları) yiyorsunuz. Ne zaman ki sosyal kelebek olan müdür Robby Cheung müziğin sesini açıyor, ortam bir anda bir gece kulübüne dönüşüyor ve şık giyimli grup masalar etrafında dans etmeye başlıyor. Bu parti çok popüler, kesinlikle rezervasyon yaptırmalısınız.

9. Cin Pong, 22:00

Ping Pong 129’un duvarındaki kırmızı neon tabelada “Vücudunuzu genç tutun” yazıyor fakat burada sağlıklı karışımlar servis edilmiyor. Bu barın içki tercihi cin. Çok moda olan Sai Ying Pun mahallesinde, eskiden Ping-Pong kulübü olan bu barda 120 tür cin var ve pek çoğu barın sahibi İspanyol Juan Martínez Gregorio tarafından yapılmış, örneğin Xoriguer (140 Hong Kong doları). Her ne kadar şu anda içeride Ping-Pong oynanmasa da dekorda oyuna ait öğeler görmek mümkün. İçeride orijinal kırmızı sokak kapısı ve alüminyum pencere pervazları, yerel sanatçıların resimleri ve meşhur grafiti sanatçısı olan King of Kowloon olarak da bilinen Tsang Tsou-Choi’ya ait çizimler var.

Pazar

10. Balıkçıların yaşamları, 10:00

Tai O Köyü her açıdan Hong Kong merkezine oldukça uzak. Yeşil ve dağlı Lantau Adasında bulunan Tai O, Hong Kong’da yer alan son balıkçı köylerinden biri. Rahatlatıcı kalıntıları, su kenarındaki basit evleri, araçsız yolları ve yol kenarında karides ezmesi satıcıları ve kurutulmuş deniz mahsulleri satan bu köy oldukça eski. Bölgeyi gezdikten sonra Tai O Kültürel Miras Oteli'nde deniz mahsullü kızartılmış pirinç (98 Hong Kong doları) yemelisiniz. Bu otel 1902 yılında Hong Kong’un Çin sınırını korumak için İngilizler tarafından polis karakolu olarak inşa edilmiş. Güney Çin Denizi sularının kenarına kurulmuş bu geleneksel ve denize bağlı güzel bölgede Hong Kong’un küresel ticaret merkezine dönüşmeden önceki halini görmeniz mümkün.

Konaklama

Geçtiğimiz temmuz ayında açılmış olan 66 odalı Tuve Oteli (16 Tsing Fung Street; tuke.hk) Tin Hau Bölgesi'nde yer alıyor. Minimalist tasarımı, gri tonlarındaki beton, mermer, çelik ve cam malzemeleri ve masa-minibar karışımı mobilyaları ile alandan oldukça tasarruf edilmiş. Fiyatlar 980 Hong Kong dolarından başlıyor.

Wanchai bölgesinde yer alan 138 odalı Otel Indigo (246 Queen’s Road East; ihg.com/hotelindigo) aydınlık ve yerel esintili dekoru ile göze çarpıyor. Japon balığı desenli yastıklar, Çin lambaları, teras havuzu 29 kat aşağıdaki kalabalık kaldırımlara bakıyor. Fiyatlar 1,400 Hong Kong dolarından başlıyor.

Kaynak

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!