Enseladüs'te Hayat

Evrende yaşam arayışında yeni bir keşif: Satürn’ün uydusu EnsEladüs’te hayata kucak açan bir ortam olduğu belirlendi.
Ucuz Bilet Bulunuyor...

Yazı: Prof. Dr. Mehmet Emin Özel

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

Fotoğraf: David Robinson / NASA

Satürn gezegeniyle onun aylarını 2004’ten beri inceleyen ve izleyen NASA / ESA ortak Cassini uzay aracı, son günlerde heyecanlı bir keşfe daha imza attı: Satürn’ün aylarından Enseladüs’ün, sadece sıvı (ve sıcak!) sudan oluşan bir yüzey-altı okyanusa sahip olduğu ortaya çıkarıldı. Böylece Güneş Sistemi içinde hayata yataklık yapabilecek ortamlara sahip gök cisimlerinin sayısı, Mars, Jüpiter aylarından Evropa ve Satürn’ün büyük ayı Titan’dan sonra dörde yükselmiş oldu. Bu ortamlardan her biri diğerinden ve Dünya’dan çok farklı koşullar altında bu ortamları yaratmış görünüyor. Bu yazımızda, Cassini’nin Enseladüs ile ilgili bulguları üzerine duracağız ve bu bulgunun, evrende yaşam tartışmalarına nasıl etki ve katkılar sağlayacağını özetleyeceğiz.

Enseladüs’ün farklı bir yapısının olduğu yolunda, 13 yıldır Satürn sistemini inceleyen Cassini gözlemlerinde epey ipucu birikmişti. Ancak uydunun bu kadar yakınına gelerek daha önceden varlığı bilinen yüzeyden acayip fışkırma izlerinin ne içerdiği konusunda, bu kadar ayrıntılı veriler elde etme ve peş peşe yoğun gözlemler yürüterek bulguları yakından inceleme ve değerlendirme fırsatı doğmamıştı. Böylece Enseladüs için yapılacak modeller geliştirmek ve bunları test etmek mümkün hale geldi. Son dönemde fışkırma olaylarını gerçekleştiren parçacıkların içeriği ve yapısı, bu yapılara doğru uzay aracınca yapılan derin dalışlar yardımıyla tüm şüpheleri geri bırakacak şekilde belirlenmiş oldu (Science dergisi, 13 Nisan 2017). Fışkırmaların ana bölümünün, buzlu yüzeydeki çatlaklardan yüksek hızlarla yükselen sıcak su buharı moleküllerinden oluştuğu anlaşıldı. Buysa uydu yüzeyi altında, hayatı destekleyebilecek bir ortamın varlığına ve hatta dünya denizlerinin bazı dip noktalarında görülen okyanus bacaları benzeri yapılarla karşı karşıya olabileceğimize işaret ediyor! Benzerlik sadece şekilsel değil, sıcak bacalar içerisinde ve çevresinde gerçekleşen benzer türden kimyasal reaksiyonlar nedeniyle de ilginç hale geliyor.

Süreçlerinin Modellenmesi

Süreçlerinin Modellenmesi

Gayzerler ve bacalar hakkında elde edilen verilerin toplamı göz önüne alınarak hazırlanan bir grafik-resim olası Enseladüs bacalarının ve onları takip eden fışkırmaların (Enseladüs’te ağırlıklı olarak, sıcak su gayzerlerinin) geometrisini açıklama amacında. Fışkırmayı gerçekleştiren su damlacıkları, uzaya çıktığında donarak kar ve buz yapısına dönmektedir. Fışkıran yapıda önemli miktarda da hidrojen molekülleri ve diğer bazı bileşikler de gözlenmektedir. Deniz tabanındaki bacalar çevresinde, sıcak suyun okyanus yüzeyinin kayalarıyla oluşturmakta olduğu kimyasal reaksiyonlar, sürekli yaratılma durumundaki hidrojen molekülleriyle birlikte, hayatı oluşturabilecek yapı taşlarına dönüşme potansiyelindedir.

Enseladüs’ün bilinen astronomik parametreleri kısaca şöyle özetlenebilir: Ay’ın Satürn’den uzaklığı 238 bin kilometre olup yörünge periyodu 33 saat (1 gün 11 saat) ve yarıçapı 250 kilometre (Dünya’nın Ay’ı, 1.740 kilometre) civarındadır. Kütlesi Dünya’nın Ay’ının kütlesinin binde 1,5’u (yüzde 0,16’sı) iken ortalama yoğunluğu da yani sudan biraz fazladır. Dünya’nın Ay’ındaysa yoğunluk bunun 2,5 katından fazladır (Cosmic Perspective, 2004).

Burada, ortalama 5 kilometre kalınlıkta bir buzdan kabuk, derinliği 50-100 kilometre arasında değişen bir global okyanus ve onun altında da 180 kilometre kadar kalınlığı olan katı bir çekirdeği vardır. Çekirdek, daha çok silikatlardan (yeryüzü kabuğunun da büyük bölümünü oluşturan silisyum, oksijen bileşikleri) ve Güneş’te ve diğer kayalık gezegenlerde farklı oranlarda gözlenen karbon, sodyum, klor, kalsiyum, demir gibi diğer element ve bileşiklerinden oluşur. Yüzey altındaki okyanusun içerdiği su miktarı, dünyadaki suyun 100’de 1’i kadardır. Su içeren küresel bölgenin güney yarıküre civarında daha da kalınlaştığı, Satürn’ün gelgit etkisi alında mevcut suyun, tercihli olarak güney kutup bölgesinde yüksek sıcaklıklara ulaşarak gayzerler oluşturduğunu görüyoruz.

Enseladüs’ün gayzerler yaratabilecek sıcak su içeren ve tabandaki kaya yapısının içerdiği diğer elementlerle birleşip daha karmaşık kimyasalları oluşturabilecek ortamlar içermesi, milyonlarca yıl içinde, hayata giden yolda önemli adımları oluşturabileceği değerlendiriliyor. Bu sonuç, hayat dediğimiz sürecin, Güneş Sistemi’nde bile birden fazla (hatta, en az dört beş yerde) ortaya çıkmış olabileceğini gösteriyor.

Evrende yalnız olup olmadığımız, büyük ölçüde şu sorulara verilecek yanıtlara bağlı: “Hayat, koşulların uygun olduğu her ortamda ortaya çıkma kabiliyetinde bir süreç midir yoksa nadiren ortaya çıkan ve çıktıktan sonra da sürdürülmesini zorlaştıran çeşitli şans faktörleri içeren bir yapıda mıdır?” Sorunun ilk bölümüne olumlu yanıt verebilirsek evrenin hayatla dolu olduğu olasılığıyla karşılaşırız. Buysa “er geç Samanyolu içinde bizden ileri veya geri medeniyetlerle karşılaşacağız” anlamına gelir. Sorumuzun ikinci bölümüne olumlu yanıt vermemiz durumundaysa “yeryüzündeki yaşamın çok daha değerli ve tekil bir olay olduğunu düşünmemiz, onu ve onun beşiği dünyamızı korumamız gerektiği” sonucuna varmamız kaçınılmazdır. Mars’a ve Evropa’ya yapılması planlanan insanlı veya robotik uzay görevleri, hayatın evrende ne kadar yaygın olabileceği konusunda vereceği bilgilerle de önemli bir işlev görecek. Ulaşılacak her iki yanıtın da önemli yaşamsal sonuçları olacağı açık...

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!