Dünyanın En Güzel Müzeleri

Eski ve sıkıcı binaları unutun. Bu müzeleri gezerken gerçekten keyif alacaksınız.
Ucuz Bilet Bulunuyor...

Günümüzde müzeler ve kültür merkezleri artık görsel olarak ilgi çekmesi gereken yerler olarak, hatta belki daha fazlası olarak görülüyor. Bir grup uzman, çarpıcı mimarinin hakim olduğu, belki de binanın kendisinin görsel sanatlarla yarışabileceği binalar yapıyor. Bu binalar artık kent simgesi haline de gelmeye başladı. 1997 Guggenheim Müzesi gibi şaheser niteliği taşıyan binalar çevresindeki yapıları da etkileyerek bazen bütün bir kenti kendi modernliğine göre dönüştürebiliyor.

Cité du Vin, Bordeaux

Oldukça merakla beklenen ve yazdan önce açılması planlanan Cité du Vin, bağcılık ve şarap yapımı ile ilgili bir sanat merkezi. Fütürist görünümü ve kıvrımlı yapısı ile bina, tarihi dokusu ile ünlü olan Bordeaux şehrinin görünümünü oldukça değiştirecek. Garonne Nehri'ne bakacak olan bu eşsiz binanın görünümü bir bardağın içine konarken dönen şarabı andıracak.

Paris temalı mimarlık firması olan XTU altın kaplama görünümü vermek için perfore cam ve özel baskılı alüminyum kullanıyor. İçeride ziyaretçiler sanat sergilerini, çoklu ortam kurulumlarını ve tadım odalarını görmenin yanı sıra aynı zamanda sekiz katlı izleme odasında dünyanın en ünlü bağlarının benzersiz görüntülerini izleme şansını da bulacak.

Museu do Amanhã, Rio de Janeiro

Rio de Janeiro’nun eski limanında bir iskeleye kurulacak olan Museu do Amanhã, sanki bir hava görevine çıkan araç gibi uzanıyor. Tasarımı için neo-fütürist Katalan mimar Santiago Calatrava yerel bölgede gördüğü ananasgillerden ilham almış. Örneğin çatıya kurulacak olan bir dizi güneş paneli ananasın dış kabuğunu andırıyor. Müzenin iklim değişikliğine dikkat çekme ve diğer çevre problemleri ile ilgili bilinçlendirmeyi sağlamaya çalışmasının yanı sıra bina sürdürülebilirlik için yeni standartlar belirleme amacı taşıyor. Havalandırma için Guanabara Körfezi sularını topluyor ve sadece yeninden dönüştürülebilir malzemelerden yapılıyor.

Faena Forum, Miami

Rem Koolhaas’ın öncü mimarlık firması OMA'nın tasarımı olan sanat merkezi Faena Forum, silindir ve küp olarak tasarlanmıştır. Binada iki bölümlü olarak tasarlanmış ve düzensiz olarak biçimlendirilmiş pencereleri ile çekici görsel desenler mevcut. 3994.831metre kare olan bina Frank Lloyd Wright’ın Guggenheim Müzesi'nden ilham almıştır ve Miami sahilinde gayrimenkul müteahhidi Alan Faena’nın alanlarından birinde kültürel merkez olacak. Bu çağ ötesi müzede yenilikçi müzik ve dans performanslarının yanı sıra çok disiplinli kurulumlar ve sergiler de görebiliriz.

Speed Art Museum, Louisville

Kentucky’de bulunan Speed Art Müzesi, neoklasik yapısındaki tadilatlar ve iki yeni bina eklentisi yapımından sonra Mart ayında yeniden açıldı. Yeni binalar Los Angeles’li WHY mimarlık firması tarafından tasarlandı. 5759.989 metre kare olan Kuzey Pavillion, modern ve çağdaş sanatı ve Güney Pavillion ise tiyatro ve heykel bahçelerini barındırıyor. Üç destekli üçgen yapısı, cam tozundan yapılmış dış görünümü ve dalgalı metal panelleri ile müzenin modern yüzü olan Kuzey Pavillion.

SFMOMA, San Francisco

San Francisco’da bulunan MOMA binasına 10 kat daha eklenerek binanın iki kat daha büyümesi sağlandı (orijinal bina 1995 yılında Mario Botta tarafından tasarlanmıştır). Uluslararası mimarlık firması olan Snøhetta tarafından tasarlanan yeni binanın göze çarpan özelliği ise düzensiz bir şekilde yerleştirilen panelleri ve yatay biçimlendirilen camları. Bu form Botta’nın post-modern, düzgün ve eşit bir şekilde yerleştirilmiş geometrisine karşı oldukça zıt bir görünüm oluşturuyor. Önce haline göre üç kat daha fazla sergi alanına sahip olacak yeni binada 300’ü Doris ve Donald Fisher koleksiyonuna ait olan 2000 eşsiz sanat eserinin sergilenmesi planlanıyor. Bunlara ek olarak dışarıda bir heykel bahçesi ve binlerce bitkiyi barındıran dikey bir park da binaya ekleniyor.

Audain Sanat Müzesi, Britanya Kolombiyası

Kanadalı mimar John Patkau, kendi firması tarafından tasarlanan yeni Audain Sanat Müzesini “ormandan sessizce ıssıza eklenmiş” olarak tanımlıyor. Gerçekten de yere yakın olan bu yapı Whistler’ın ladin ağaçları tarafından havada duruyormuş gibi görünüyor. Açılı metal dış cephesi, dar ve uzun pencereleri ile uzaktan bakıldığında bina adeta bir uzak mekiği görünümünde. Müzede yerel hayırsever Michael Audain ve eşi Yoshiko Karasawa tarafından bağışlanan eşsiz “First Nations” koleksiyonu da sergileniyor.

Şanghay Doğal Tarih Müzesi, Şanghay

Çin’in en büyük doğal bilimler müzelerinden biri olan Şanghay Doğal Tarih Müzesi 1956 yılında kurulmuş ve geçtiğimiz sene Şikago temelli Perkins+Will mimarlık firması tarafından yeni mükemmel evine taşınmıştır. Binanın notilus kabuğunu andıran görüntüsü doğada bulunan logaritmik spiralin en güzel örneklerinden biridir ve Jing'an Heykel Parkında yetiştirilmiş gibi bir görüntüsü vardır. Dış cephede doğal unsurlar tasvir edilmiştir. Örneğin kuzey cephede bulunan “hücre duvarı” bitkilerin ve hayvanların hücre yapılarını, sergi alanlarında ise hücre biçimli gölgeleri görebiliriz. Binanın başka bir cephesi nehir tarafından aşındırılmış kanyonu andırmaktadır.

The Broad, Los Angeles

Los Angeles’ın merkezinde bulunan The Broad, sanat dünyasında en çok konuşulan müzelerden biriydi. Bu müzenin özelliği (Eli Broad tarafından finanse edilen) sadece geniş ve oldukça değerli savaş sonrası ve çağdaş sanat eserlerine ev sahipliği yapması değil. Diller Scofidio + Renfro tasarımı olan binanın ve dış cephesi herkesin dikkatini çekiyor. Bal peteği görünümlü gözenekli beyaz dış cephe “duvak” olarak adlandırılıyor. İçerideki yarı saydam, opak kütle ise binanın yarısını kaplıyor: Lobi alanında bulunan alt kısmı yuvarlak bölüm ile üçüncü kattaki galerilerin zemini olan üst kısmı düz, şekilli alan oldukça dikkat çekici. Arada kalan bölmede ise sergilenmeyen koleksiyonlar saklanıyor.

Louis Vuitton, Paris

Paris’te 1800’lü yıllarda kurulmuş olan pastoral, yaklaşık 80 hektarlık Bois de Boulogne Parkı şehirdeki en modern binalardan birini barındırıyor. Yaklaşık 1 yıl önce açılan Foundation Louis Vuitton, uluslararası çağdaş sanat merkezi olmasının yanında Louis Vuitton markasının kültürel temeline ev sahipliği yapıyor. Bina, geleneksel cam bahçe binaları temelli tasarımlar yapan Frank Ghery tarafından tasarlandı fakat binanın son hali oldukça farklı. Adeta bir bulutu andıran döner yapıya sahip. On iki adet kıvrımlı eğik yelkenden oluşan binada binlerce cam panel var.

Whitney Museum of American Art, New York

Bir yıl önce açıldığında eleştirmenler bu binayı “hantal” ve “garip” olarak adlandırmıştı fakat en sonunda asimetrik beyaz bina herkesin gönlünü kazandı. Binanın tasarımı Pritzker Ödüllü İtalyan mimar Renzo Piano’ya ait. Depolar, tren yolu ve çatılı binalarla dolu olan Meatpacking Bölgesi'ndeki binalara benzer olarak, müze klasik olarak çekici değil belki ama eşsiz ve güzel özellikleri var. Kolanlarla destekli girişi, Manhattan manzaralı terasları, büyük, sütunsuz galerileri ve camdan duvarları ile müze, en ilginç binalardan biri olarak dikkat çekiyor.

Centro Botín, Santander

İspanya’nın yardımsever ve güçlü Botín ailesi, Santader’de sanat ve kültür merkezi yapması için Renzo Piano’yu görevlendirdi. Bu sene deniz kenarında açılan U şeklindeki Centro Botín'in yuvarlak seramiklerle kaplı beyaz dış örtüsü hem gökyüzünü hem de denizi yansıtıyor. Bir köprü ile bağlanan iki kanat adeta Santader Körfezi üzerinde yüzüyor izlenimi veriyor. Yaklaşık 2787 metre karelik sergi alanı, konferans alanı ve açık hava tiyatrosu barındıran bu ultra modern bina, kültürü geri planda kalmış Kantabria şehri ile buluşturuyor.

Kaynak

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!