Doğanın Büyüsü: Yürüyen Ağaçlar

Doğal güzellikleri ile ünlü, Ekvator'un başkenti Quito'ya yapacağımız "masal" gibi bir yolculuk...

Şehrin merkezinden ormanın içine doğru tam 100 km'lik bir yol kat edeceğiz. 3 saatlik bir araba yolculuğunun ardından kimi zaman yürüyerek, kimi zaman katırlarla, arada küçük bir mesafeyi ise botla geçmemiz gereken engebeli ve çamur bir arazide, 15 saate yakın yol katettikten sonra varacağımız yerde ne mi var? Tolkien'in Orta Dünya'sındaki en gizemli yaratıkların gezegenimizde klorofil bulmuş hali; yürüyen ağaçlar.

Durduğu yerde bükülen ağaçlar için ayrıca bkz.

Yakın bir zamana kadar yerel halk dışında bir efsane olarak değerlendirilen bu inanılmaz doğa olayını Slovakya Bilimler Akademisi - Yer Bilimleri Enstitüsü'nde görevli, Paleontolog Peter Vrsansky bizzat gidip yerinde gördü...

Elbette bahsi geçen palmiye ağaçları Yüzüklerin Efendisi'ndeki Entler kadar hızlı hareket edemiyor. :)

Paleontolog Vrsansky'nin anlattığına göre "Bulundukları toprak zeminden beslenen ağaçlar, günde yaklaşık 2-3 cm arasında büyüyen kökleri sayesinde, yerleşebilecekleri yeni sağlam zeminler aramak için hareket ediyorlar. Yeni kökler hemen yan taraftaki toprak zemine doğru hareket ediyor ve ağacın yerleşebileceği alanı seçiyor. Sonrasında yavaş yavaş toprağın üzerine yerleşen ilk kökleri, eski zeminde bulunan diğer kökler izliyor."

Yerel rehberlik yapan Thierry García ile birlikte 3 aya yakın bir süre bu uçsuz bucaksız ormanda gözlem yapan Vrsansky, daha önce kimsenin gitmediği 30 metreden yüksek şelaleler görmüş, 2 yeni omurgalı türünün (kertenkele ve kurbağa) keşfini yapmış. En çok sevindiği ise; 150'ye yakın hamam böceği türü keşfetmiş. Bunların arasında yaprakların şekillerini taklit ederek kamufle olanlardan tutun da parıl parıl parlayanlar, zehirli böcekler var...

İnsanoğlunun ayak basmadığı yerler olduğu için birçok tehlike atlatmış Vrsansky. Hatta öyle ki; bir keresinde daha önce hiç görmediği bir maymun türünden oluşan sürü tarafından saldırıya uğramış!

"Maymunların saldırısı tipik bir hayvan saldırısından çok daha farklıydı. Bize 6 metre uzunluğunda kuru dallar ile saldırmaya çalıştılar. Bazıları üstümüze dışkılarını fırlattı. İdrarını yapmak isteyen maymunlar oldu! Bunu başka biri anlatsa muhtemelen inanmazdım ama gözlerimle gördüm!"

İşin kötü tarafı ise, bu masallardan fırlamış gibi duran ormanın içindeki 10.000 eklembacaklı türü, 1 jaguar türü ve daha birçok canlı ile devasa şelaleler yeni "tarım reformu" yüzünden yok olma tehlikesi ile karşı karşıya...

Hükümet (bizim de alışık olduğumuz gibi) yeni çıkarttığı yasa ile kendi topraklarını edinmek isteyen insanlara (elbette ağaçları keserek) ormanı karış karış satıyor. Ormanda şimdiye kadar küçük gruplar halinde yaşamış yerli halkın ise akıbeti muamma...

Ormanı korumak için yukarıda bahsettiğimiz gönüllü rehber Garcia hektarı 500 dolardan satılan alandan 300 hektar kadar satın almış. Bahsi geçen yerde devede kulak kalıyor bu tabi... Üniversitelerin, ve araştırma vakıflarının desteği şart.

2010 yılından bu yana, eşsiz bir doğaya sahip olan bu biyolojik rezerv için "koruma çalışmaları" sürdürülmekte fakat gel gör ki 1986 yılından itibaren sistematik bir şekilde insanoğlu tarafından yok edilen "Entler Diyarı'nın" sonu ne olacak, kestirmek güç...

Kaynak

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!