Ağlayan Bir Bebekle Uçmak: Nasıl Hayatta Kaldım?

Benim düştüğüm hataya siz de düşmeyin.

Hemen hemen çoğumuzun başına gelmiştir bu. Uçağa binersiniz, yerinize oturursunuz ve kalkış için her şey hazırdır. İşte tam o sırada iki sıra önünüzdeki bebek ağlamaya başlar. Aslında bağırmaya başlar demek daha doğru. İşte o an tüm bedeniniz ürperir, başınız patlayacak gibi olur ve bu sesle başa çıkmanın tek yolunun bir kaç kadeh bir şey içmek olduğunu düşünürsünüz. Niye susturmuyorlar şu çocuğu? İnsanların sorunu ne? Neden ben yani neden? Niye 33A yerine 12A’da oturuyorum ki?

Peki, asla susmayan o bebeğin talihsiz ebeveyni sizseniz ve tüm uçağın sizden nefret ettiğini biliyorsanız ne yapabilirsiniz? 6 aylık oğlum Bobby ile Charleston’dan geri dönerken o ebeveyn bendim. Havaalanına gidiş çok rahattı fakat La Guardia’ya yaptığım yolculuk tam bir kabusa döndü. O esnada kendi yaptığım ve kocamın yaptığı bazı hataları fark ettim. O yüzden bebekle uçak yolculuğunu atlatabilmeniz için birkaç önerim olacak.

Sabah uçuşlarını tercih edin.

Öğleden sonra saat 4-6 arası, bir bebeğin cadıya döndüğü saatlerdir. Bağırma ve ağlama bu saatlerde yüzünü gösterir ve bebeğinizi sakinleştirmek için ne yaparsanız yapın nafiledir. Charleston’dan dönerken bu saatleri bir şekilde unutmuşum. Eski günler gibi, normal bir insan olduğum günlerdeki gibi düşünüp, tatilimi biraz daha uzun yaşamak için uçuş saatimi o şekilde ayarladım. Eski ben: 16:15 uçağının mantıklı olduğunu, New York’taki evime dönmeden önce Charleston’da güzel bir pazar kahvaltısı yapacağımı düşündü.

Yeni ben ise şunu fark etti: hafta sonu bebeklerin umurunda değil! Onlar sadece kendi konforlu rutinlerini biliyor. O yüzden havaalanına vardığımızda, uçağa bindiğimizde ve kalkışa hazırken Bobby uyumak istiyordu fakat etraftaki yolcuların sesinden rahatsız oluyordu. Sanırım aralıksız olarak yarım saat bağırdı ve onu susturmayı başaramadık.

Artık Bobby ile sabah uçuyoruz ve arada ufak sorunlar yaşasak da keyfimiz gayet yerinde. Ders alındı.

Pencere kenarları tercih edin.

Normalde koridor kenarı tercih ederdim fakat bebekle uçmaya başladığımdan beri koridor kenarı koltuklarının üç rezalet özelliğini keşfettim. Birinci olarak ne sizin, ne de bebeğinizin yaslanabileceği bir yer yok. İkinci olarak uçuş görevlisinin içki tepsisi ile size çarpma ihtimali oldukça yüksek. Üçüncü olarak ise, özellikle uçağa biniş esnasında bebeğinizin yanınızdan gelen geçen insanlar yüzünden dikkatinin dağılma ihtimali çok yüksek. Bu kalabalık ona fazla gelebilir ve çığlık atmaya başlayabilir. Pencere kenarındaki koltuklar size ve bebeğinize insanlardan biraz da olsa uzaklaşma şansı veriyor.

Uçakta bez değiştirmek, tabii eğer değiştirme masası varsa, o kadar da kötü değil. İtiraf etmeliyim ki Bobby ile uçağa bindiğimizde en büyük korkum bez değiştirmek zorunda olmak. Kabus gibi... Özellikle işin içine bir de türbülans girerse tam cehennem azabı. Bu kabusum uçağa bindikten 15 dakika sonra gerçek oldu ve Bobby kakasını yaptı. Uçuş görevlisine bez değiştirme masası olan bir tuvalet olup olmadığını sordum, kontrol edip geleceğini söyledi.

Kontrol etmek derken? Nasıl yani? Katlanan bez değiştirme masası olmayan bir uçak mı? Gerçekten mi? Küçük ve eski uçaklarda resmen yokmuş.

Bu uçaklarda bez değiştirirken zavallı ebeveyn tuvalete oturmak, sürekli hareket halinde olan bebeğinin kucağına yatırmak ve bezi bu şekilde değiştirmek zorundadır. Bez değiştirme işini yerde yapamazsınız, çok ufak oluyor. Son bindiğim uçakta bulunan bez değiştirme alanı şansıma geniş ve temizdi.

Şişeleri, emzikleri ve oyuncakları kolay ulaşabileceğiniz yere koyun.

Bebekler uçağın kalkışı ve iniş esnasında basınçtan kaynaklı tıkanan kulaklarını nasıl açacaklarını bilemez. O yüzden şişe, emzik ya da emzirmek, yani bir şeyi emmek ya da yutmak onlara rahatlık verebilir.

Bebeğinize ve kendinize karşı sabırlı olun.

Kabus uçuşa geri dönüyorum. Uçağa rahatça bindik fakat yerimize oturduğumuz anda Bobby durdurulamaz bir şekilde ağlamaya başladı. Kalkış esnasında da ağladı, emzik ve şişeler hiç fayda etmedi. Sonra bir anda uyudu. Oh, rahatladım diye düşünürken uyandı ve tüm uçuş boyunca ağlamaya devam etti. Rahatlatmak için elimden ne geldiyse yaptım, kucağımda hoplattım, uçakta yürüttüm, yemeğini verdim. Hiçbiri işe yaramadı ve çocuğu ağlayan o ebeveyn ben oldum.

Dehşete kapılmıştım fakat o an fark ettim ki etrafımdaki yolcular beni anlıyordu. Önümüzde oturan kadın Bobby’i güldürmek için komik suratlar yaptı. Yanımızdaki adamın ses engelleyici kulaklığı vardı ve telaş etmememi söyledi. Bir uçuş görevlisi kenarında ufak kanatlar bulunan rozetini Bobby’e verdi fakat Bobby rozeti gözümü çıkartmak için kullanmaya kalkınca bu da işe yaramadı.

Stres yumağına dönmüştüm artık, fakat bir şekilde atlattık. Çocukların stresi hissettiklerini ve benim sakin kalmam gerektiğini öğrendim. Uçaktan indik, Bobby’i bebek arabasına yerleştirdim; mutluydu ve sakindi. Bazen sadece rahatlamalı ve uçakta ağlayan bebeğin sinirinizi bozmasına izin vermemelisiniz.

Kaynak

Ucuz Bilet Bulunuyor...
Mynet Seyahat ile yola çık!
    Bu butonla sen de Mynet Seyahat yazarı olabilirsin!